Baskı ve Matbaa

Matbaada Baskı Süreci Bir Baskı İşi Dosyadan Teslimata Nasıl Üretilir?

matbaa, online matbaa, baskı süreci, ofset baskı, cilt çeşitleri, katalog baskı, baskı dosyası

Bir baskı işi matbaada sırasıyla dosya kontrolünden, prova ve onaydan, montaj ve kalıp hazırlığından, baskıdan ve kurumadan geçer. Ardından selefon, kesim, katlama ve cilt gelir; en sonunda iş kontrol edilip paketlenir. Online matbaada sipariş ve dosya internetten gelir ama üretim aynı yolu izler. Teslim süresini çoğu zaman makineden çok dosya ve onay aşaması belirler.

Atölyemizi ilk kez gezen müşterilerin çoğu aynı şeyi söyler: makineler sandıklarından çok daha hızlı. Ofset makinesi ayarı bittikten sonra binlerce tabakayı göz açıp kapayıncaya kadar basıp istifliyor. Bunu izleyen müşterinin aklına hemen ikinci soru geliyor: “Madem bu kadar hızlı, iş neden bir hafta sürüyor?” Sorunun cevabı basit ama pek bilinmiyor. Baskı, bir işin matbaa içindeki yolculuğunda duraklardan yalnızca biri ve çoğu zaman en kısa süreni.

O yolculuğu somut bir iş üzerinden anlatmak en kolayı. A4 ebatında, 32 sayfalık, tel dikişli bir ürün kataloğu düşünelim. Katalogu seçmemizin sebebi, matbaanın neredeyse bütün bölümlerine uğraması: grafik masası, kalıp odası, baskı salonu, kesim, katlama ve cilt. Kartvizit ya da el ilanı bastıracaksanız bu yolun bazı duraklarını atlarsınız, ama sıra hiç değişmez. Aşağıda katalogun peşine takılıp her durakta ne olduğunu, nerede işin size kaldığını ve nerede vakit kaybedildiğini anlatıyoruz.

Online Matbaa Siparişinde Ekranın Arkasında Neler Oluyor

Online matbaa denince bazı insanların aklına makinesi olmayan, siparişi alıp başka bir atölyeye yaptıran bir web sitesi geliyor. Bazılarının aklına da her şeyi bilgisayardan yöneten dev bir fabrika. Gerçekte ikisi de var. Bugün kendi üretimini yapan matbaaların büyük kısmı siparişi internetten de alıyor; online baskıyı klasik matbaadan ayıran şey çoğu zaman üretimden çok siparişin alınma biçimi. Klasik düzende müşteri telefon açar, ölçü ve adet konuşulur, teklif hazırlanır ve dosya e-postayla gelir. Online sistemde ise ürün seçilir, ebat, kağıt, gramaj, adet ve son işlem bir formdan işaretlenir, fiyat anında ekrana düşer ve baskı dosyası siteye yüklenir.

Kartvizit, broşür ve el ilanı gibi standart ürünlerde bu yöntem gerçekten hızlı ve pratik. Ama her iş forma sığmıyor. Özel ölçü bir kutu, sayfa sayısı ve kağıdı karışık bir katalog ya da renk tutarlılığı kritik bir kurumsal iş için hâlâ bir telefon görüşmesine ihtiyaç var. Form “kaç sayfa” diye sorar ama “kapağınızdaki kırmızı ne kadar önemli” diye sormaz. Biz bu tür işlerde müşteriyi formla baş başa bırakmak yerine kısa bir görüşmeyi tercih ediyoruz; beş dakikalık bir konuşma çoğu zaman sonradan yaşanacak bir haftalık düzeltmeyi önlüyor.

Online matbaaların düşük fiyat verebilmesinin arkasında genelde ortak baskı sistemi yatıyor. Aynı kağıt ve aynı gramajı kullanan farklı müşterilerin işleri tek bir büyük tabakaya yan yana yerleştiriliyor ve birlikte basılıyor. Kalıp ve makine ayarı maliyeti bu işler arasında paylaşıldığı için her müşteriye düşen pay küçülüyor. İşin bedeli de iki noktada ortaya çıkıyor. Birincisi renk: makine, tabakadaki bütün işlerin ortalamasına göre ayarlanıyor ve tek bir işin rengine özel ince ayar yapılamıyor. İkincisi termin: tabaka dolmadan baskıya girilmiyor. Kampanya el ilanı ya da standart bir kartvizit için ortak baskı son derece mantıklı bir tercih. Ama logosundaki kırmızının her baskıda birebir aynı çıkması gereken bir firmanın katalog kapağını ortak baskıya vermeyi önermiyoruz; o iş kendi tabakasında, kendi ayarıyla basılmalı.

Baskı Dosyası Kontrolü: İşlerin Yarısı Burada Takılıyor

Katalogun dosyası matbaaya ulaştığında ilk durağı grafik masası oluyor. Burada dosyanın baskıya uygun olup olmadığına bakılıyor; sektörde buna preflight da deniyor. Bütün sürecin en çok beklenen aşaması burası, çünkü dosyada bir sorun çıkarsa iş müşteriye geri dönüyor ve cevap gelene kadar hiçbir makine o işe dokunamıyor. Matbaaya gelen dosyaların azımsanmayacak bir kısmı ilk kontrolden geri dönüyor ve sebepler neredeyse her seferinde aynı.

En sık karşılaştığımız eksik taşma payı. Kesim makinesi çok hassas çalışsa da yüksek bir kağıt yığını kesilirken en üstteki ve en alttaki tabaka arasında çok küçük bir kayma oluşabiliyor. Arka plan rengi sayfanın kenarına kadar uzanıyorsa dosyada her yönde genelde 3 mm taşma payı bırakılması gerekiyor. Taşma payı yoksa kesimden sonra sayfanın kenarında ince beyaz bir çizgi kalıyor ve bunu düzeltmenin yolu baştan basmak. Taşma payının tersi de var: güvenli alan. Telefon numarası, logo, web adresi gibi önemli öğeler kesim çizgisinden en az 3-5 mm içeride durmalı. Katalogda cilt tarafındaki iç kenar için bu pay daha da geniş tutuluyor, çünkü sayfa açıldığında o bölge kıvrımın içine kaçıyor.

İkinci büyük konu görsellerin çözünürlüğü. Ekranlar düşük çözünürlüğü çok iyi saklıyor; telefonda pırıl pırıl görünen bir ürün fotoğrafı baskıda bulanık ve pikselli çıkabiliyor. Baskı için görsellerin basılacağı boyutta 300 dpi civarında olması öneriliyor. Web sitesinden kopyalanmış bir logo ya da sosyal medyadan indirilmiş bir fotoğraf bu değerin çok altında kalıyor. Logonuzun AI, EPS ya da vektör içeren PDF formatında bir dosyası varsa onu gönderin; logo hangi boyutta basılırsa basılsın keskin kalır.

Üçüncüsü renk modu ve müşterilerle en çok yaşadığımız tartışmalardan birinin kaynağı burası. Ekranlar renkleri ışıkla oluşturuyor: kırmızı, yeşil ve mavi, kısaca RGB. Baskı makinesi ise mürekkeple çalışıyor: camgöbeği, macenta, sarı ve siyah, kısaca CMYK. RGB renk alanında olup CMYK’da karşılığı bulunmayan renkler var; canlı turuncular, parlak yeşiller ve neon tonlar bunların başında geliyor. RGB gönderilen bir dosya baskıdan önce CMYK’ya çevriliyor ve bu renkler en yakın basılabilir tona kayıyor. Müşteri katalogu eline aldığında “ekranda böyle değildi” diyor ve haklı, ama basılabilir olan buydu. Dosyayı baştan CMYK olarak hazırlamak, bu sürprizi tasarım masasında görmenizi sağlıyor.

Fontlar da sık sorun çıkarıyor. Tasarımda kullanılan yazı tipi matbaanın bilgisayarında yoksa yazılar başka bir fontla yer değiştiriyor, satırlar kayıyor, bazen bir kelime sayfanın dışına taşıyor. Fontların dosyaya gömülü olması ya da yazıların eğriye çevrilmesi bu riski ortadan kaldırıyor. Matbaaların baskıya hazır PDF istemesinin bir sebebi de bu; düzgün dışa aktarılmış bir PDF’te fontlar zaten gömülü geliyor. Küçük puntolu metinleri, özellikle ürün kodlarını ve açıklamaları, dört rengin karışımıyla değil tek renk siyahla yazmak da iyi bir alışkanlık. Dört renk üst üste basıldığında aralarında milimetrenin altında bir kayma bile ince yazıyı bulanık gösterebiliyor.

Katalog bastıranları özel olarak ilgilendiren bir kural daha var: sayfa sayısı 4’ün katı olmalı. Tel dikişli katalogda kağıtlar ortadan katlanıp iç içe geçiriliyor ve katlanan her kağıt dört sayfa oluşturuyor. 16, 20, 24, 28, 32 gibi sayılarla çalışmak gerekiyor. 30 sayfalık bir tasarım geldiğinde ya araya iki boş sayfa ekleniyor ya da tasarımın yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Katalogunuzu planlarken sayfa sayısını baştan buna göre kurarsanız, son anda bir sayfayı nereye sıkıştıracağınızı ya da neyi çıkaracağınızı düşünmek zorunda kalmazsınız.

Prova ve Onay: Sorumluluğun El Değiştirdiği An

Dosya kontrolden geçtiğinde müşteriye bir prova gönderiliyor. Prova, işin basıldığında nasıl görüneceğini gösteren son durak ve bu aşamadan sonra yapılan her değişiklik ya ek maliyet ya da gecikme anlamına geliyor. En yaygın prova türü dijital prova: baskıya girecek dosyanın PDF hali. Yazım hatalarına, sayfa sırasına, kesim çizgilerine ve yerleşime bu provada bakılıyor. Renk ise dijital provada güvenilir değil. Aynı PDF’i bir dizüstü bilgisayarda, bir telefonda ve bir ofis monitöründe açın, üç farklı kırmızı göreceksiniz.

Rengin gerçekten önemli olduğu işlerde basılı prova almak gerekiyor. Bu ya kalibre edilmiş bir prova yazıcısında ya da doğrudan baskı makinesinde birkaç tabaka basılarak yapılıyor; ikinci yönteme matbaacılar ıslak prova da diyor. Kurumsal renkleri olan markalar, yüksek adetli kataloglar ve ambalaj işleri için önerdiğimiz yöntem bu. Ek bir maliyeti ve bir iki günlük süresi var, ama yanlış tonda basılmış birkaç bin katalogun yanında çok küçük kalıyor.

Provaya “onaylıyorum” dediğiniz an, sorumluluğun matbaadan size geçtiği an. Onaydan sonra fark edilen bir yazım hatası artık matbaanın değil müşterinin hatası sayılıyor. Yıllar içinde en çok gördüğümüz hata yanlış yazılmış bir telefon numarası ya da eksik bir harfle yazılmış bir e-posta adresi. Bu yüzden onay vermeden önce numaraları, adresleri, fiyatları ve tarihleri harf harf okuyun. Mümkünse provayı tasarımı yapmamış birine de okutun. İnsan kendi yazdığı metindeki hatayı görmekte zorlanıyor; göz, orada olması gerekeni okuyup geçiyor.

Montaj, Forma ve Kalıp: Kimsenin Görmediği Hazırlık

Onaylanan dosya makineye doğrudan gitmiyor. Baskı makinesi tek tek sayfa basmıyor, büyük tabakalar basıyor ve 32 sayfalık katalogun sayfalarının bu tabakalara doğru düzende yerleştirilmesi gerekiyor. Tabaka katlanıp kesildiğinde sayfaların doğru sırada ve doğru yönde çıkması için yapılan bu yerleşime montaj, katlanınca oluşan sayfa grubuna da forma deniyor. Montajlı bir tabakaya bakan biri şaşırabilir; 1. sayfanın hemen yanında 32. sayfa, 2. sayfanın arkasında 31. sayfa duruyor. Tabaka katlanınca hepsi yerine oturuyor.

Tel dikişli kataloglarda montajı yapan kişinin hesaba katması gereken küçük bir incelik daha var. İç içe geçen formalar katlandığında en ortadaki sayfalar dıştakilere göre birkaç milimetre dışarı taşıyor. Kesimden sonra bu fark ortadaki sayfaların dış kenarlarının biraz daha fazla kesilmesine yol açıyor. Sektörde buna kayma deniyor ve montajda sayfalar buna göre içeri çekiliyor. Sayfa numaralarını ve kenara yakın öğeleri güvenli alanda tutmanın bir sebebi de bu.

Montaj tamamlandığında ofset baskı için kalıplar çıkarılıyor. Her renk için ayrı bir alüminyum kalıp hazırlanıyor; dört renkli bir tabakanın bir yüzü için dört, iki yüzü için sekiz kalıp. Kalıplar CTP denen bir cihazda, dijital dosyadan doğrudan plakaya lazerle aktarılıyor. Onaydan sonra istenen “küçük bir düzeltmenin” neden bedava olmadığını en iyi bu aşama açıklıyor. Dosyada değişen tek bir kelime bile o sayfanın bulunduğu tabakanın kalıplarının yeniden çıkarılması demek. Dijital baskıda ise bu aşama yok; dosya doğrudan makineye gidiyor. Düşük adetli işlerde dijital baskının ekonomik olmasının sebeplerinden biri tam olarak bu, ortada çıkarılacak bir kalıp olmaması.

Ofset Baskı ve Kuruma: Makinenin Asıl Çalıştığı Bölüm

Kalıplar makineye takıldığında iş baskı ustasına geçiyor ve asıl zaman alan kısım başlıyor: ayar. Usta önce deneme tabakaları basıyor. Her renk ünitesinin mürekkep miktarı tek tek ayarlanıyor, dört rengin birbirinin üzerine milimetrenin altında bir hassasiyetle oturması sağlanıyor; buna register ayarı deniyor. Renk istenen tona, onaylı provaya ya da referans numuneye ulaşana kadar basılan tabakalar fire oluyor. Fire miktarı işin büyüklüğünden pek etkilenmiyor; 500 adetlik bir işte de 5.000 adetlik bir işte de ayar için harcanan tabaka sayısı birbirine yakın. Küçük siparişlerin birim fiyatının yüksek çıkmasının sebeplerinden biri bu.

Ayar tamamlandıktan sonra makine hızlanıyor ve katalogun tabakaları kısa sürede basılıyor. Usta bu sırada boş durmuyor; belirli aralıklarla akan baskıdan tabaka çekip ışık masasında kontrol ediyor. Uzun baskılarda mürekkep ve su dengesi zamanla değişebildiği için ilk tabakayla son tabaka arasında renk farkı oluşmaması için ayara sürekli dokunuluyor. İyi bir baskı ustasını kötüsünden ayıran şey çoğu zaman bu: işin ortasında rengin kaydığını herkesten önce fark etmek.

Bizim örnek katalogumuz ofsette basılıyor, çünkü adet yüksek ve renk önemli. Aynı katalogdan yalnızca birkaç yüz adet gerekseydi dijital baskı daha mantıklı olurdu. Dijital makinede kalıp yok, ayar süresi çok kısa ve iş hızla çıkıyor; buna karşılık adet başına maliyet ofsetten yüksek. İki yöntem arasında adete göre değişen bir kırılma noktası var ve bunu ayrı bir yazıda ayrıntılı ele alacağız. Maliyetin hangi kalemlerden oluştuğunu merak ediyorsanız baskı maliyetini belirleyen kalemler yazısına göz atabilirsiniz; kutu üzerinden anlatılsa da mantık katalog için de aynı.

Baskıdan çıkan tabakalar hemen kesime gitmiyor ve müşterilerin en az bildiği bekleme burada yaşanıyor. Mürekkebin kuruması gerekiyor. Yeterince kurumadan katlamaya ya da kesime alınan tabakalarda mürekkep karşı sayfaya geçiyor; matbaacılar buna çıkma diyor. Koyu ve yoğun renkli sayfalarda, iki yüzü de dolu basılan işlerde ve mürekkebin yüzeyde kaldığı kuşe kağıtlarda kuruma süresi uzuyor. Bazı makinelerde mürekkebi ultraviyole ışıkla anında kurutan UV sistemi bulunuyor ve acil işlerde büyük kolaylık sağlıyor. Ama her makinede yok ve her işe uygun değil.

Selefon, Kesim ve Katlama: Tabakanın Ürüne Dönüştüğü Yer

Kuruyan tabakalardan katalogun kapağı son işlem bölümüne gidiyor. Kapaklar genelde selefonlanıyor: basılı yüzeyin üzerine ince bir plastik film sıcak olarak yapıştırılıyor. Mat ya da parlak olabiliyor. Selefon kapağı çizilmeye ve neme karşı koruyor, katlama çizgisinde mürekkebin çatlamasını da azaltıyor. Daha ekonomik bir koruma isteniyorsa lak kullanılıyor; sıvı olarak sürülüp kurutuluyor. Logoya parlaklık katan sıcak yaldız, yüzeyi kabartan gofre ve belirli alanları parlatan kısmi lak gibi işlemler ise ayrı makinelerde, ayrı kalıplarla yapılıyor. Her biri işe bir makine geçişi daha ekliyor, bu yüzden son işlem sayısı arttıkça termin de uzuyor.

Ardından kesim geliyor. Kartvizit, el ilanı, broşür ve katalog gibi düz kenarlı işler giyotin denen büyük bir kesim makinesinde kesiliyor. Tabakalar üst üste yığılıyor, kesim ölçüsü makineye giriliyor ve ağır bir bıçak tek hareketle bütün yığını kesiyor. Taşma payının neden o kadar ısrarla istendiği burada anlaşılıyor; yığın yükseldikçe en üstteki ve en alttaki tabaka arasında oluşabilecek küçük kayma, taşma payı sayesinde görünmez kalıyor. Kutu, şekilli etiket, oval kartvizit ya da pencereli davetiye gibi düz olmayan işler giyotinle kesilemiyor. Bunlar için ürünün şeklinde çelik bir bıçak kalıbı hazırlanıyor ve tabakalar kesim makinesinde bu kalıptan geçiriliyor. Aynı kalıp kırım çizgilerini de açıyor. Bıçak kalıbı tek seferlik bir maliyet; aynı ölçüdeki tekrar siparişlerde yeniden kullanılıyor.

Katalogun iç sayfaları kesimden önce katlama makinesine giriyor ve formalar oluşturuluyor. Broşürlerde bu aşama çok daha belirleyici: tek kırım, iki kırım, akordeon kırım, kapı kırım gibi seçenekler broşürün açılış şeklini tamamen değiştiriyor. Kalın kağıtlarda katlamadan önce bir kırım çizgisi açılması gerekiyor. Bu çizgi atlanırsa kağıt katlandığı yerden çatlıyor ve kırımın üzerindeki mürekkep beyaz bir çizgi halinde kırılıyor. 170 gram ve üzerindeki kağıtlarda bu adımı atlamamak gerekiyor; özellikle koyu zeminli kapaklarda çatlak hemen göze batıyor.

Cilt Çeşitleri: Tel Dikiş, Amerikan Cilt, İplik Dikiş ve Spiral

Katlanan formalar artık bir araya getirilip ciltlenmeyi bekliyor. Bizim katalogda bu iş tel dikişle yapılıyor: formalar iç içe geçiriliyor, kapak en dışa yerleştiriliyor ve sırttan iki ya da üç tel zımbayla tutturuluyor. Az ve orta sayfalı katalog, dergi, menü ve kitapçıklar için en hızlı ve en ekonomik cilt yöntemi bu. Ancak hangi cildin seçileceği sayfa sayısına, ürünün nasıl kullanılacağına ve bütçeye göre değişiyor.

Cilt türü Nasıl yapılır Uygun sayfa sayısı Tipik kullanım
Tel dikiş Formalar iç içe geçirilip sırttan tel zımbayla tutturulur Az ve orta Katalog, dergi, menü, kitapçık
Amerikan cilt Formalar üst üste dizilir, sırt tutkalla kapağa yapıştırılır Orta ve yüksek Kitap, kalın katalog, rapor
İplik dikiş Formalar iplikle dikilir, sonra kapağa bağlanır Yüksek Uzun ömürlü kitap, ajanda
Spiral cilt Sayfalar delinip metal veya plastik spiral geçirilir Geniş aralık Defter, ajanda, masa takvimi, kılavuz
Sert kapak İç blok mukavva kaplamalı bir kapağa bağlanır Orta ve yüksek Prestij kitabı, yıllık, özel katalog

Tel dikişin bir sınırı var ve müşteriler bunu genelde ilk kalın katalogda öğreniyor. Sayfa sayısı arttıkça iç içe geçen formalar sırtta kalınlaşıyor, katalog düz kapanmıyor ve masanın üzerinde kendiliğinden aralık kalıyor. Bu noktada Amerikan cilde geçmek gerekiyor. Amerikan ciltte formalar iç içe değil üst üste diziliyor, sırt frezeleniyor ve sıcak tutkalla kapağa yapıştırılıyor; ortaya kitap gibi düz sırtlı, üzerine yazı basılabilen bir ürün çıkıyor. Kitap baskısında ve sayfa sayısı yüksek kataloglarda standart yöntem bu. Daha uzun ömür isteniyorsa iplik dikiş tercih ediliyor; sık açılıp kapanan ajandalar ve yıllarca kullanılacak kitaplar için en dayanıklı seçenek o.

Spiral cilt ise farklı bir ihtiyaca cevap veriyor: sayfaların tamamen açılıp masanın üzerinde düz durması. Defter, ajanda, masa takvimi ve kullanım kılavuzlarında bu yüzden spiral kullanılıyor. Sayfalar tek tek delinip metal ya da plastik bir spiralden geçiriliyor; sayfa sayısı açısından da oldukça esnek. Spiralli işlerin örneklerini spiralli defter sayfasında, katalog için cilt ve kağıt seçeneklerini de katalog baskı sayfasında görebilirsiniz.

Son Kontrol, Adet Toleransı ve Paketleme- Matbaada baskı süreci nasıl işler?
- Bir baskı işi nasıl hazırlanır?
- Baskı dosyası matbaaya nasıl gönderilir?
- Baskıdan önce hangi kontroller yapılır?
- Ofset baskı ile dijital baskı arasındaki fark nedir?
- Baskı sonrası hangi işlemler uygulanır?
- Matbaada üretim ne kadar sürer?

Ciltten çıkan kataloglardan belirli aralıklarla örnekler çekiliyor ve kontrol ediliyor. Sayfa sırası doğru mu, kesim düzgün mü, tel tam oturmuş mu, renk onaylanan provaya uyuyor mu? Seri üretimde her katalogun tek tek elden geçmesi mümkün değil; kontrol örneklemle yapılıyor, kesimde kaymış ya da ciltte sorunlu çıkan ürünler ayıklanıyor. Matbaaların siparişten biraz fazla basmasının sebebi de bu ayıklama ve baştaki ayar firesi.

Buradan matbaacılığın pek konuşulmayan bir gerçeği çıkıyor: siparişin birebir adette teslim edilmesi her zaman mümkün olmuyor. Teslim edilen adet siparişin biraz üzerinde ya da altında kalabiliyor ve sektörde küçük bir tolerans uygulanıyor. Çoğu iş için bu fark önemsiz. Ama numaralı bilet, kişiye özel davetiye ya da sayılı dağıtılacak bir sertifika gibi adetin kritik olduğu işlerde bunu sipariş aşamasında konuşmak gerekiyor ki fazladan basım baştan planlansın.

Son olarak paketleme. Kağıt ürünler düşündüğünüzden ağır; bin adet A4 katalog bir kişinin tek başına taşıyamayacağı kadar yer kaplıyor. Kataloglar paketler halinde koliye yerleştiriliyor, köşelerin ezilmemesi için boşluklar dolduruluyor. Kargoda en büyük düşman nem; kağıt nemi çekiyor ve dalgalanıyor. Bu yüzden koliler gerektiğinde streç filmle sarılıyor. Kolileri teslim aldığınızda ilk iş birini açıp birkaç ürünü kontrol etmek, bir sorun varsa vakit kaybetmeden matbaaya haber vermek.

Matbaada Teslim Süresini Kısaltmak Sizin Elinizde

Katalogun yolculuğunu baştan sona izleyince termin hakkında rahatsız edici ama işe yarar bir sonuç çıkıyor: süreyi en çok uzatan duraklar müşteriyle ilgili olanlar. Bir matbaanın makine parkı ne kadar güçlü olursa olsun, dosyası eksik ya da onayı bekleyen bir iş makineye giremiyor. Aşağıdaki tablo hangi aşamada neyin vakit kaybettirdiğini ve sizin ne yapabileceğinizi özetliyor.

Aşama Süreyi uzatan Sizin yapabileceğiniz
Dosya kontrolü Eksik taşma payı, RGB, düşük çözünürlük Baskıya hazır PDF gönderin
Prova ve onay Geç onay, çok tur revizyon Provayı aynı gün okuyup onaylayın
Montaj ve kalıp Onaydan sonra gelen değişiklik Onaydan önce son okumayı yapın
Baskı Ortak baskıda tabakanın dolmasını beklemek Acil işte müşteriye özel baskı isteyin
Son işlem Birden fazla ayrı işlem Tek bir vurgu seçin
Kesim ve cilt Yeni bıçak kalıbı, karmaşık cilt Mümkünse hazır ölçüleri tercih edin

Tablonun ilk iki satırı, bizim gördüğümüz gecikmelerin büyük kısmının kaynağı. Baskıya hazır bir dosya ve aynı gün verilen bir onay, işi çoğu zaman günlerce öne çekiyor. Sezon dönemlerinde bu fark daha da büyüyor; yılbaşı öncesinde matbaaların nasıl yoğunlaştığını promosyon takvim siparişi yazısında anlatmıştık.

Bastırmak istediğiniz bir iş varsa ne olduğunu, adedini ve ne zaman elinizde olması gerektiğini bize yazın. Dosyanız hazırsa gönderin; baskıya uygunluğunu kontrol edip eksik bir şey varsa işe başlamadan söyleyelim. Katalog için katalog baskı, kitap ve dergi işleri için kitap baskı, hızlı işler için kartvizit ve broşür sayfalarından ebat ve kağıt seçeneklerine bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Bir Baskı İşi Matbaada Hangi Aşamalardan Geçer?

Sırasıyla dosya kontrolü, prova ve onay, montaj ve kalıp hazırlığı, baskı, kuruma, selefon gibi son işlemler, kesim, katlama ve cilt aşamalarından geçer; en sonunda kontrol edilip paketlenir. Kartvizit gibi basit işler bazı aşamaları atlar, katalog ve kitap gibi çok sayfalı işler ise bütün aşamalardan geçer.

Online Matbaa Nasıl Çalışır?

Ürün, ebat, kağıt, adet ve son işlem web sitesindeki bir formdan seçilir, fiyat anında görülür ve baskı dosyası siteye yüklenir. Üretim klasik matbaadaki sırayla ilerler. Pek çok online matbaa, aynı kağıdı kullanan farklı müşterilerin işlerini tek tabakada birlikte basarak maliyeti düşürür.

Ortak Baskı Rengi Etkiler mi?

Etkileyebilir. Ortak baskıda makine tabakadaki bütün işler için ortalama bir renk ayarıyla çalışır. Kampanya el ilanı gibi işlerde bu fark hissedilmez, ama kurumsal rengin birebir tutması gereken katalog ve ambalaj işlerinde müşteriye özel baskı daha doğru sonuç verir.

Baskı Dosyasında Taşma Payı Ne Kadar Olmalı?

Genelde her yönde 3 mm taşma payı bırakılır. Yazı, logo ve telefon numarası gibi önemli öğeler ise kesim çizgisinden en az 3-5 mm içeride durmalıdır. Taşma payı olmayan işlerde kesimden sonra kenarda ince beyaz çizgiler kalabilir.

Renkler Neden Ekrandakinden Farklı Çıkar?

Ekranlar renkleri ışıkla, RGB olarak oluşturur; baskı ise mürekkeple, CMYK olarak yapılır. Canlı turuncu ve neon yeşil gibi bazı RGB renklerinin CMYK karşılığı yoktur ve baskıda daha soluk çıkar. Her ekran rengi farklı gösterdiği için rengin kritik olduğu işlerde basılı prova almak gerekir.

Tel Dikiş mi Amerikan Cilt mi Seçilmeli?

Az ve orta sayfalı katalog, dergi ve kitapçıklarda tel dikiş hızlı ve ekonomiktir. Sayfa sayısı arttıkça tel dikişli kitapçık sırttan kalınlaşır ve düz kapanmaz. Bu noktada formaların sırttan tutkalla kapağa yapıştırıldığı Amerikan cilde geçilir; kitap ve kalın kataloglarda standart yöntem budur.

Matbaada Teslim Süresini En Çok Ne Uzatır?

Çoğu zaman dosya ve onay aşaması uzatır. Eksik taşma payı ya da RGB renk gibi sebeplerle dosyanın geri dönmesi, provanın geç onaylanması ve onaydan sonra istenen değişiklikler süreyi en çok uzatan durumlardır. Baskıya hazır bir dosya göndermek ve provayı hızlı onaylamak termini belirgin şekilde kısaltır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir